Engin Alkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Engin Alkan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2015 Pazartesi

İstanbul Efendisi : Müzikalin Efendisi


2015 tiyatro sezonunun açılışını İstanbul Efendisi oyunu ile açtık. Methini çok duymama rağmen bir türlü gidememiştim. Şehir Tiyatrolarında 2008 yılından beri kapalı gişe oynayan oyunu Ümraniye Sahnesi'nde görünce tiyatro grubumuzla günler öncesinden yerimizi ayırmıştık.

Dekor ve kostüm dallarında bir çok ödül alan oyun perde açılır açılmaz bu ödüller ne kadar hak ettiğini ispatlarcasına etkiliyici bir başlangıç yapmakta. Nerdeyse tüm oyuncuların toplu olarak dans ettiği sahne oyunda dinleyeceğimiz güzel müziklerin habercisi gibiydi.

Oyunun yazarı Türk tiyatrosunun kurucularından ve en ünlü oyun yazarlarından Musahipzade Celâl. II. Mahmut döneminin valisi ve belediye başkanı konumundaki Kadı Halet Efendi'nin hayatından esinlenerek 1913 yılında yazdığı oyunda günümüzde olduğu gibi o dönemde de geçmişe ışık tutmukta. Modernleşirken geçmişten kopmamak gerektiğini savunan Musahipzade Celâl bir röportajında tarih perdesi altında unutulmaya mahkum olan geçmiş varlığımızın güzel ve çirkin safhalarını sahnede canlandırmak istedim der.

Oyunun yönetmeni ise tiyatronun duayen isimlerinden Engin Alkan. Oyunda uzun yıllar başroldeki Savleti Efendi'yi oynadıktan sonra bu yıl Tankut Yıldız'a bu görevi devretmiş. Engin Alkan'la karşılaştırm imkanım olmadı ancak genç oyuncu, oyun boyunca izleyiciden büyük destek aldı. Özellikle seyirci ile girdiği diyaloglarla seyirciye büyük keyif verdi.

Oyun hakkında daha önce duyduğum övgülerde Güldür Güldür Show'dan Şevket rolü tanıdığımız Çağlar Çorumlu öne çıkmaktaydı. Savleti Efendi'nin hafiften deli oğlu İrfan rolü için onun yerine gelen oyuncu ise en sönük olanıydı.

Menteş Ağa yada Mimi Ağa rolü  ile Zaer Kırşan ise en dikkat çekenler oyuncular arasında. Özellikle İrfan'la girdiği işaretlerle anlatma sahnesinde yengeç tiplemesi harikaydı.

Son olarak oyundaki müziklere değinmek istiyorum. Her bir tek başına insanı mest ederken oyuncuların dansları ile farklı bir atmosfere taşımakta.  Bir kere izlemekle yetinilmeyecek kadar güzel bir oyun olan İstanbul Efendisi'ne şimdiden yerinizi ayırtmanızı tavsiye ederim.

Yazan : Musahipzade CelâlL
Yöneten : Engin Alkan
Süre : 2 saat 45 dk. 2 Perde

http://istanbulefendisiardiyesi.tr.gg/

İstanbul Efendisi Oyun Fragmanı 






19 Ocak 2013 Cumartesi

Vişne Bahçesi

Cuma akşamlarında bu hafta sıra tiyatroda. 2013'ün ilk oyun seçimini Musahipzade Celal sahnesinde uzun zamandır görmek istediğim Anton Çehov'un yazdığı piyeslerden Vişne Bahçesi'ni seçtim.

Vişne Bahçesi, 1800'lü yılların sonunda Çarlık Rusya'sının çökmeye başladığı bir dönemde geçiyor. Rusya'nın batılılaşma serüvenine atıfta bulunuyor. Varlıklarını kaybeden aristokratlarla birlikte zenginleşen köylülerin ve fakir devrimcilerin iç içe anlatıldığı bir konusu var. Bu nedenle Çehov'un Rusya tarihini küçük bir hikayenin içinde anlattığı belirtilmektedir. Diğer bir görüşte Çehov'un tıp eğitiminde dolayı bir hastalığın teşhis edilmesi gibi Rusya'ya bir doktor gözüyle baktığı yönündedir. Çehov kendi hikayesi dram gibi gözükse komedi olarak tanımlamış. Şarlotta karakterinin yer almasını bu nedenle galiba.
Batılılaşma hareketlerinde Rusya batılılaşması ile Osmanlı batılılaşmasının benzerliğinde dolayı anlatılan hikaye  günümüz Türkiye'si ile rahatlıkla ilişki kurulabiliyor. Özellikle tüccar karakteri tipik bir Türk müteahhit profili çiziyor. Değişime direnen çiftlik sahibesi ise oturdukları yalı ve köşkleri yeni yetme zenginlere kaptıran paşazadelere benzetilebilir. Konu itibari ile ana metinde uzaklaşılarak günümüze uyarlandığı çok açık anlaşılmakta.
Engin Alkan'nın aynı zaman yönetmeni olduğu oyunda performansı oldukça yüksekti. Özellikle tüccar Yermolay Alekseyeviç rolüyle oyunun en güçlü karakteriydi.  Yemek masasının üzerine çıkarak yaptığı tirad ise en etkileyici sahneydi. Tecrübeli oyuncu Erhan Abir'in canlandırdığı yaşlı uşak Firs'in ölümünü anlatan kapanış bölümü kayda değer sahnelerden biriydi.

Dekor çok basit olarak bir köşkü simgeleyen tahta duvarlardan ve bir masadan ibaret olsa da  vişne ağacını temsilen kök şeklinde bir tavan süsü büyük dikkat çekiyordu. Oyunda beğendim en güzel görsel sahneler bu tavan süsü ve ışıklarla yapılan gölgelendirmeler oldu. Oyunun bir bölümünde köşkün yıkılmasını sembolize etmek için duvarlardan tahta parçaları düşmeye başladı. Buda dekor seçimi için artı bir puan oldu. Oyunda gözüme batan bir tek kostüm tasarımları oldu. Ana karakterlerin kıyafetleri dönemini abartılı bir şekilde anlatsa da yardımcı karakterlerde bir o kadar zayıf kalmış.
Candostum Yavuz Alper'le birlikte eğlenceli bir akşam geçirdik. Güzel bir oyun seyretmiş olmamızla birlikte oyun öncesi yediğimiz kokoreç ve Doğancılar'dan Salacak sahillerini gören şirin bir kafede içtiğimiz çay ve  ev yapımı kurabiyeler günün akılda kalan lezzetleri oldu.


 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys