İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2017 Cumartesi

Ayvalık'tan Foça'ya Kuzey Ege



Uzun bir aradan sonra tekrar uzun yollardayım. Mecnun edip yollara iz peşine düşüren yaptığım 2-3 günlük geziler olmasına rağmen bir kaç yıldır ailemle yaptığım tatiller ve hafta sonu günübirlik turlar haricinde yola çıktığım yoktu. Hayat döngüsünün hem benim için hem de yol arkadaşlarım için farklı dönmesinden dolayı yollarımız ayrı düştü. Bunun getirdiği bir bocalamaydı bendeki bu hal. Artık zamanı geldiğini hissettim anda planlar yapmaya başladım. Yurt dışı mı yurt içi mi derken Ayvalık'ta buldum kendimi. İş yerinden 3 gün izin olarak daha önce gezmediğim Çanakkale ile İzmir arasında kalan kıyı hattını tamamlamaya karar verdim.

Feribotta karşılanan gün doğumuyla başladı yolculuğumuz. Martılar bile uyanmamıştı henüz. Osmangazi Köprüsünün üstünden beliren kızıllık ile renklenmeye başladı hayat. Bursa'yı hızlı geçip Balıkesir'e vardık bir çırpıda. Ege'ye gidilirken çevresinden dolaşılan Balıkesir'in kalbine daldım bu sefer. Saat kulesini görmekti niyetim aslında. Şehir merkezine girip kule ver çevresinin fotoğraflarını çektiğim gibi de çıktım. Ayvalık beni beklerdi çünkü.

Bir çok gezginin ilk yaptığı rotalardan biri olmasına rağmen benim yıllardır ertelediğim bir yerdi Ayvalık. Adaları, taş evleri, renkli kapıları, kilise camileri, tekne turları, uçsuz bucaksız plajları, zeytini ve elbette tostu ile ile tam bir cazibe merkezi olan şehir sonunda kapılarını açmıştı bana. Ben de düşünmeksizin kendimi bıraktım kollarına. Daha fazlasını anlatmam için bir müddet zaman verin bana. Her şeyi anlatacağım size.

Yolcunun adetidir bağlanmaz bir yere. Sevse de durmaz yerinde. Ayvalık'a hayran kalmama rağmen bırakıp ardımda bir başka şehre doğru devam ettim yola. Kıyıdan fazla uzaklaşmadan Dikili'ye gelmeden bir şelale sesi duydum. Durur muyum daldım sesin geldiği yöne. Aşıklar Şelalesi'ymiş. Aslında iki şelalesi varmış. İki tane mağarası ve güzel bir yürüyüş rotasıyla birlikte. Ayvalık-İzmir yolu üzerinde mutlaka uğranılması gereken bir.

>>> Dikili Aşıklar Şelalesi : Vadideki Güzellik

Sırada Bergama var. Sürprizler şehriydi benim için. Bir yanda antik kentler,tapınaklar, bir yanda Osmanlı camileri, hanları, köprüleri üstüne bir de höyük. Bunlar yetmez gibi 83 yıllık bir festival çıkmaz mı karşımıza. O zaman gecelenir burada dedik. Gecesini geçirdiğim şehirler bir başka severim. Bergama'yı daha çok sevdim.

Geldik gezimizin son durağına. İzmir'den önce son nokta Foça. Iyonların limanı, şimdilerin şirin balıkçı kenti. Balıkçı dediysem kordon boyu sandalları ve balıkçı restoranlarını kastediyorum. Ayvalık kadar olmasa da adaları, burunları, değirmenleri de var. Beş kapılı bir kalesi ve açık hava tapınağı ile hayran kalınacak kadar güzel.

3 günde 3 güzel şehir. Gözün alabildiğine zeytin, gök kadar mavi deniz, küçük ama yerli adalar, uzakta sıra dağlar gibi duran yunan, yelkenli yelkensiz tekneler, koylar plajlar bu gezide hatırada kalanlar. Daha fazlası var elbette. Tek tek anlatılması gerek fazla uzatmadan.

Bize kalan bu yoldan her zamanki gibi izler ve hatıralar. İzler burada, hatıralar İstifhane'de.



     


24 Ağustos 2014 Pazar

Erythrai Antik Kenti

Erythrai Antik Tiyatrosu
Karaburun Yarımadası turunda ilk durağım Çeşme Ilıca'da deniz kaplıcasına girip Şevki'nin kumruları ile kahvaltımı yaptıktan sonra kuzeye Ildırı Köyü'ne doğru devam ettim.

Ildırı Köyü, Erythrai Antik Kenti'ne evsahipliği yapmakta. Erythrai Karaburun Yarımadası'nın en eski yerleşim bölgesi. Tarihte kurulan 12 İon kentinin en önemlilerinden birisi. Erythrai kentinin ilk kurucusu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros. Kentin ismi de Yunanca “kırmızı” anlamına gelen Erythros’tan türediği, toprağının kırmızı olmasından dolayı Kızıl Kent anlamında Erythrai kullanıldığı düşünülmekte. Erythrai'ya sırasıyla Atina Krallığı, İonlar, Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Bergama Krallığı, Roma, Bizans ve Osmanlılar hakim olur. Hangi dönem olursa olsun Ege Denizi'ndeki ticari önemini kaybetmez.

Erythrai Agorası (Ticaret Merkezi) 

1963-1966 yılları arasında Ord.Prof.Hakkı Gültekin ve sonraları Prof. Ekrem Akurgal tarafında yapılan kazı çalışmları sonrasında antik kent ortaya çıkartılır. Akropolde antik tiyatro, agora, Athene Tapınağı, geç dönemde yapılmış Matrone Kilisesi, şehri çevreleyen surlar, deniz kenarında mozaik döşemeli Roma villaları bulunmuştur. Kazı çalışmaları halen devam etmekte.

Erythrai Antik Kenti kazı çalışmaları deniz kenarındaki roma villalarında devam ediyor

Tarihin en ünlü filozoflarından Homer, Erythrai'yı güneşin en güzel battığı yer diye tanımlarmış. Güneşin batışını göremedim ama kentin kurulu olduğu tepeden muhteşem Ege Denizi manzarasını izledim. Adalar inci tanesi gibi dizilmişlerdi denize. Kent gezim boyunca Athena Köpek eşlik etti bana. Kentteki tapınaktan esinlenerek bu ismi verdim. Neredeyse her fotoğrafıma girip poz verdi.

Athena Köpek ile Erythrai'nın Ege Denizi Manzarası

Akropol'ün çıkışında kazı alanının 50 yıllık bekçisi ile sohbet ettim. Babası Selanik'ten mübadele ile gelmiş. Önce Çeşme Dalyan Köyüne yerleştirilmişler. Selanik'te sulak bir köyde yaşadıklarından dayanamamışlar orada. Susuz kurak bir yer o zaman. Sonra Ildırı'ya gelmişler. Köyün altındaki dereyi görünce tamam deyip yerleşmişler. Şimdi dert yanıyor bekçi amcamız. Keşke Dalyanda kalsalarmış diyor.

Deniz kenarında Roma Villalarının kazı çalışmları devam ediyor. Arkeologlar Antep Zeugma benzeri villa mozaiklerini gün yüzüne çıkarmaya çalışıyorlar. Yakından çekmeme müsade etmeselerde çalışma alanını fotoğrafladım. Kazı alanının hemen yanında bahçeler var. Bahçesinde çalışan amcamız selam verip yanaştım yanına. 100 yıllık tarihi kuyudan su çekerken köy hakkında konuştuk. Kazı çalışmalarında ve Ord.Prof.Hakkı Gültekin'den şikayetçi. Köyün neredeyse tamamı sit alanı ilan edilip ve bahçeleri devlet tarafında istimlak edilmiş. Ancak kiracı olarak toprağı işleyebiliyorlarmış. Geçmişte yeni evlenen gençler için ev yaptıklarında profesör tarafından mahkemeye verilmişler. Uzun uğraşlar sonunda inşaat yapmamak üzere anlaşarak beraat etmişler. Bu yüzden pek sevmiyorlar arkeologları. Devlette yeni bir yer göstermediğinden ne yapacaklarını bilmiyorlarmış. Elbette sıkıntısı turizmden pay alamamak. Diğer kıyı şeritleri otellerle dolarken Ildırı'yı tarih kendi kendini koruma altına almış. Köylü amcaya hak vermekle birlikte tarihin korunmuş olmasına daha çok sevindim.
Erythrai Antik Kenti bu tepenin arkasında saklı

Köy hakkında diğer bir not ise ünlü bir diziye evsahipliği yapması. Malum ülkemizde dizilerin meşhur ettiği kent ve köylerimiz çoktur. Ildırı Köyü'nde de "Fatma Gülün Suçu Ne" dizisinin ilk bölümleri çekilmiş. Hatta Fatma Gül'ün tecavüz edildiği yer neresi diye soranlar bile varmış zamanında. Yazık bu ülkenin geleceğine.

Karaburun Yarımadası turumda bir sonraki durağım Balıklıova.


Erythrai Antik Kenti 
Ildırı Köyü Balıkçı Barınağı - Issız koylara gitmek içinde tekne kiralanabiliyor. 
Ildırı Köy Merkezi
100 yıllık kuyuyu incir ağacı tehdit ediyor
Mantone Kilisesi
Erythrai Antik Tiyatrosu'nun Ege manzarası harika
Erythrai'dan Ildırı Köyü
Erythrai denizinde tekneler


27 Temmuz 2014 Pazar

Çeşme : Ege'nin 4 Elementi Güneş Deniz Kum Rüzgar

Çeşme, insanı saran güneşi, sıcak ve soğuk denizi, altunkum plajları ve 4 mevsim eksik olmayan rüzgarı ile insanı cezbeden bir coğrafyaya sahip. Tarih boyunca da özellikle denizcilerin ilgisini çekmiş. Bunun bir nedeni de kana kana su içtikleri çeşmeleri. Şehrin ismi de buradan geliyor zaten. Ege'nin susuz adalarına karşılık cennet kevseri gibi. Çeşme'de kaldığım 5 günün her bir dakikasının keyfini çıkarmaya çalıştım. Bize sunduğu her bir güzellikten nasibimize düşeni almaya çalıştım. Neler gördüm neler yaşadım sırayla anlatacağım. Benden sadece kumsallarda çekilmiş fotoğraflar paylaşacağımı düşünmediğinizi biliyorum. Turist gibi değil gezgin gözüyle Çeşme'yi tanıtmaya çalışacağım.

Ilıca :

Ilıca - Arkada ünlü Sheraton Çeşme Oteli
Çeşme'de iki türlü deniz sıcaklığı vardır. Kuzey kıyıları sıcakken güney kıyıları ise soğuktur. Bunun nedeni ise okyanuslardaki gibi sıcak akımları değil, deniz tabanında ortaya çıkan sıcak su kaynakları olan ılıcalardır. Bildiğiniz kaplıcalar. Denizin ortasında yüzlerce sıcak su kaynak tespit edilmiş. Bu kaynaklardan çevredeki otellere termal su temin edilmekte. Bu yüzden sağlık turizminin de başkenti sayılmaktadır.  

Çeşme Ilıca'da gün doğumu
Sıcak su kaynakların bulunduğu bu bölgeye Ilıca ismi verilmiş. Çeşme'nin km'lerce uzayan en güzel kum plajları da bu bölgededir. Kıyıya yakın olan bir ılıcaya ise dalga kıran yapılarak denizin ortasında kaplıca keyfi yaşanması sağlanmış. Bölgenin yaşlıları denizin en sakin olduğu  olduğu zamanda buraya gelerek suya girmekteler. Bizde ayaklarımızı tertemiz suya sokarak sıcak suyu hissettik. Kaya balıkları aldırış etmeden ayklarımız altında yüzmeye devam ettileri. 4-5 mt açılanlar kaynağın tam ağzına denk gelen bölgesinde suyun daha sıcak olduğunu söylüyorlar.
Denizin ortasında kaplıca
Sıcak denizler bu olsa gerek

Altınkum Plajı :

Ilıca Plajı'nın tersine buranın suyu en sıcak günlerde bile insanı üşütecek kadar soğuktur. Bu nedenle büyük tesisler yapılmamış ve doğallığı bozulmamış. Çok güzel bir kumsalı var. Ailecek çok güzel zaman geçirilebillecek bir yer. 10 dk mesafede Çeşme merkezin güneyinde yer almaktadır.
Çeşme Altınkum Plajı
Erythrai(Ildırı) Antik Kenti :

Muhteşem Ege Manzarasına karşı  Erythrai Antik Kenti Tiyotsu 
Çeşme, doğal limanları ile tarih boyunca denizcilerin hüküm sürdüğü bir bölge olmuş. İlk yerleşim kuran kavim ise Girit'ten gelen İyon'lardır. Tarihte kurulan  12 İyon şehrinden bir tanesi de Çeşme'nin 23km kadar kuzeydoğunda yer alan Erythrai(Ildırı) Antik Kenti'dir. Kent sırasıyla Lidya, Pers, Büyük İskender, Pergamon (Bergama) Krallığı, Roma İmparatorluğu ve son olarak Osmanlı hakimiyetine geçmiş. Kentte Athena Tapınağı, Tiyotro, Akropol, Agora ve geç döneme ait Matrone Kilisesi kalıntıları bulunur. Kent hakkında daha detaylı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Athena Tapınağı
Koyun Başı Heykeli
Çeşme Kalesi :


Çeşme Kalesi ve Limanı
Çeşme'nin en önemli simge yapıların bir tanesi Çeşme Kalesi'dir. 2.Beyazıt döneminde inşa edilen bir Osmanlı Kalesidir. Hem savaş hem ticaret gemilerini korumak amacı ile yapılmış. Günümüze kadar da çok güzel korunarak gelmiş. Erythrai(Ildırı) kazılarında ortaya çıkarılan ederlerin sergilendiği Çeşme Arkeoloji Müzesi'ne ev sahipliği yapmakta. Ayrıca Osmanlı'nın en hazin savaşlarından olan Kırım'ın Ruslara kaybı ile sonuçlanan Çeşme Deniz Muharebesi'ne ait bir bölüm bulunmaktadır.
Kale hakkında daha detaylı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Kale'den Çeşme  İlçe Merkezi ve Körfezi
Dalyanköy:


Çeşme Dalyan Yat Limanı
Dalyan,Çeşme'nin kuzeyinde küçük bir haliç. Doğal bir yat limanı vazifesi görüyor.Ayrıca çevresinde çok güzel balık lokantaları da mevcut.  Çeşmenin el değmemiş koylarında yüzmek için buradan kalkan tekneler bulabiliyorsunuz. Biz de otelimizin düzenlediği bir tekne gezisine çıktık. Hayatımda ilk defa açık denizde yüzme cesareti gösterdim. Çok iyi yüzme bilmesemde tekneden atlayı kıyıya kadar yüzdüm.
Dalyan'ın girişinde Turgut Reis'in heykeli karşılıyor sizi. Tam karşısında da denizkızı var. 
Zıplayacak böyle zıplayacaksın :))
Fenerburnu : 

Çeşme Fenerburnu
Çeşme'de güzel bir günbatımı çekmek için çıktığımda keşfettim Fenerburnu'nu. Çeşme'den Çiflikköy'e giderken sağ tarafta dikkatimi çekmişti. Ufak bir girinti vardı sahilde. Bir tarafından Çeşme'yi diğer taraftan da Sakız Adası'nı göreceğimi tahmin ederek girdim yola. Muhteşem bir manzara ile karşılaştım. Sadece günbatımın her rengini çekmekle kalmadım kayalarda uzun pozlama bile yaptım. Tam mavi saatte Çeşme'yi çekecekken şarjı bitirdim maalesef.
Fenerburnu'ndan Çeşme ve Çeşme Limanı

Kayalıklarda uzun poz denemeleri
Manzarayı sakince izleyerek tadını çıkardıktan sonra ekipmanları toplayıp otele dönerken yol kenarında ışıklı hareketli bir duvar dikkatimi çekti. Merak edip geri döndüğümde hayretler içersinde kaldım. 15 mt boyunca bahçe duvarı akvaryumdan yapılmış iki villa vardı. Yenilebilir yüzlerce deniz balığı vardı içinde. Yaptıranın sevkine hayran kaldım. Tatil bitimi dönüş yolunda hem fotoğrafını çekmek hem de çocuklara göstermek için tekrar geldim. Bu sefer baya kalabalık bir grup vardı evin önünde. Rehberler evi göstermek için turlarına dahil etmişler. Bir kere daha hayret ettim.
Akvaryumlu Ev
Bahçe Duvarınızı Akvaryum olarak hayal ettiniz mi ?
Sakız Adası :


Sakız Adası, Çeşme'nin bir gerçeği. Her gün ona bakarak günleri bitiyorlar. Her yerden duvar gibi önlerine çıkıyor. Bostancı'da Adaları seyreder gibi gece adanın ışıkları seyrediyorsunuz.
Sakız Adasının Işıkları


Yel Değirmenleri : 


Rüzgar Gülleri
Çeşme dedimmi rüzgar akla geliyor. Haliyle böyle olunca geçmiş zamandan beri bu güç enerjiye dönüştürülmeye çalışılmış. Geçmişte yel değirmeleri yapılarak buğdaylar öğütülürken günümüzde rüzgar tribünleri yapılarak elektrik üretiliyor. Çeşmenin  her yerinde rüzgar enerji santrallerini  (RES) görebiliyorsunuz. Özellikle İzmir'den gelirken otoban kenarından çok güzel bir manzara sunuyor.

Çeşme Alaçatı Yeldeğirmenleri

Çeşme-İzmir Otobanından Rüzgar Santralleri

Alaçatı


Çeşme dedim mi Alaçayı'yı anlatmadan olmaz. Son dönemde ünlülerin de merak salmasından dolayı şanı Çeşme'nin bile üstüne çıkmış durumda. Ancak şehir olarak Çeşme'den çok daha güzel olduğunu kimse inkar edemez.  Dar sakaklar, rengarenk duvarlar. çiçekli pencereler, akdeniz otlarının satıldığı pazarlar, sıcacık kafeler, damla sakızı dondurması tam bir Ege kasabası.
Alaçatı hakkında daha detaylı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.




26 Temmuz 2014 Cumartesi

Karaburun Yarımadası'nın Keşfi


Ailecek yaz tatilini geçirmek için tercihim Çeşme oldu. Hem güzel denizi hem de tüm sıcağına rağmen serinleten rüzgarı tercih nedenlerim arasında olmasına rağmen başka bir sebep ise Karaburun Yarımadası'nı dolaşmak istemem. Anlayacağınız hem klasik bir tatil yapıp hem de gönlümce keşifler yaparak seyahat etmek istedim.



Karaburun Yarımadası, Urla, Çeşme ve Karaburun ilçelerini de kapsayan Türkiye'nin en büyük yarımadası. Büyüklüğünden dolayı Türkiye'nin üçüncü büyük şehri İzmir'de olmasına ve  Çeşme gibi bir turizm merkezine sahip olmasın rağmen diğer kıyı şehirlerine kıyasla oldukça sakin bir yerleşim bölgesi. İzmir ile Çeşme arasında çok güzel bir otoban olmasına rağmen uzun bir yolculuk yapmanız gerekiyor. Karaburun Merkeze ise girintisi bol dar bir kıyı şeridi takip ederek ulaşılabiliyor. Bu sebeple 100 km'lik yol 3-4 saati bulabiliyor. Kıyı haricinde ki arazisi 1200 km bulan zirvesi tepelerle  kaplı.

Tatilin ilk günlerini Çeşme Çiflikköy'deki otelimizde ailemde birlikte geçirdim. Kızlarımla doyasıya havuz sefası yaptım. Çeşme çevresini ve Alaçatı'yı ailemle birlikte dolaştım. İki çocukla fotoğraf çekmek zahmetli bir iş olduğundan istedeğim gibi detaylı bir gezi olmadı. Yine bu güzel yerleri görmek bile yeterliydi benim. Son günümüzü ise kendime ayırarak Karaburun'u tek başıma dolaştım. Yalnız seyahat etmek pek keyifli değil açıkçası. İnsan bir can yoldaşı arıyor her zaman.

Çeşme'den Cuma günü güneş doğmadan yola çıkıp önce deniz kaplıcası ile ünlü  Ilıca bölgesi gezdim. Daha sonra bölgenin en eski yerleşim merkezi olan Ildır'da tarihin izleri takip ettim.  Antik Erythrai kenti kalıntıları arasında Ege'nin doyumsuz güzelliğini seyrettim. Klasik hiç bir özelliği olmayan sahil beldelerinden Balıklıova ve Mordoğan'dan sonra Cuma namazına Karaburuna yetiştim. Amacım buradan Sarpıncık Deniz Feneri'ni çekip aynı yoldan geri dönmekti. Ancak fenere kadar o kadar yol gidip buradan geri dönmektense devam ederek adayı tam turlamayıa karar verdim. "Ada"'yı  bilerek kullandım. Bu topraklar yarımada olmasına rağmen ada hayatı yaşıyor sanki. O kadar uzak o kadar tenha. Coğrafi yapısı olarakta tam karşısında yer olan Yunanistan'a ait Sakız Adasına bir o kadar benziyor.

Tatilin dönüş yolunda ise aile ziyareti amacıyla girdiğimiz Urla'da beklemediğim güzelliklerle karşılaştım. Yaptığım bir saatlik plan neredeyse yarım günümü aldı ki o bile yetmedi. Urla'nın başlıbaşına gezilmesi gereken gizli hazinelere sahip bir yer olduğunu keşfettim.

Olağanüstü güzelliklere sahip eşsiz bu coğrafyaya ait izlenimlerimi ve fotoğraflarımı  aşağıdaki 3 ana başlık altında bulacaksınız.

 
Design by Wordpress Theme | Bloggerized by Free Blogger Templates | free samples without surveys